Ovalama
teknigi ile boyanin fazla yagi alinarak kat kat çalismak gerekiyor.
Bütün bu tekniklerin yaninda bir denizkizini hayal edemezseniz
hiçbir ise yaramaz.
Resim
tutkum, beni hiç birakmadi, herkes ne kadar sanslisiniz dedi, bir
hobiniz var, ne güzel vakit geçiriyorsunuz, ne güzel
egleniyorsunuz; halbuki resim tutkusu ayakta bir pranga, ayakta olsa iyi;
beyinde ve yürekte; pranga hep sizinle beraber yasiyor.
Diger
insanlar gibi sinemaya gitmek, saatlerce günes altinda uzanmak veya
bos gözlerle etrafa umursamadan bakmak sansim hiç olmadi.
hep tutsak oldum. Hep rengi aradim, bir kadin vücudunda radyuslarin
sonsuzlugunu inceledim, bir çiçekte bir böcekte takilip
kaldim. hep hayran oldum, dalgali bir denizde; sanki kirilan o dalga bendim,
hatta koyu maviliklere de kaybolan o umarsiz balikta bendim. Acaba niye
bazi seyleri çok geç anladim, çok geç kesfettim.
Tuval basinda hep anladim ki ben geç kalmamistim, kendimi yeni
tarif edebiliyordum. Her güzelligin yaninda o kadar aciz kaldim ki.
hele o renkleri dogadan taklit ederken o kadar zavalli oldum, hele onu
çizegim diye o kadar çok yoruldum....anladim ki; önceleri
kabul etmedigim bazi güçler dogada bana kendini gösteriyor.
bense bunlari sadece taklit etmeye çalisiyorum.
Artik
hiçbir seye bakmiyorum; sadece izliyorum, bazen bunun ölçüsünü
de kaçirdigim oluyor. O kadar izliyorum ki belkide karsi tarafa
rahatsizlik veriyorum. Ben bunlari görebildigim için çok
sansliyim. birazda kagida beze dökebiliyorsam daha da sansliyim.
Onun için ben herkesten daha çok yasiyorum ama bu görüntü
tüketimi çok yoruyor, yipratiyor. çevremdekilerin gösterdikleri
toleranslari hizla tüketiyorum. Acaba ben haksizmiyim?
Bir
resme baslamadan önce, resim disinda hiçbir sey düsünmek
istemiyorum. en güzel sey resim yapmak için atölyeye
gitmek; bazen yolda kosturdugumda oluyor. Sanki zihnimden birseyler uçup
gidecek gibi. Resme baslayinca, hazirlik ve boya tüpünün
kokusu ne kadar büyük bir heyecan; renk birde gülümsüyorsa,
nefes bile almak zorlasir; çogu zaman oturdugunuz tabure ayaginizla
çekistirmekten devrilir. bu anda çevre biter; ne bir ses,
ne bir nefes, yasam durur. artik beyin prangasini çözmüstür.
Bundan
çok seneler önce, çok ünlü bir ressamin atölyesine
ziyarete gitmistim. kendisi bütün israrlara ragmen çalisma
yöntemi hakkinda hiç bilgi vermedi, ama daha sonra samimi
olduk, bir gün ben yaninda iken çalismaya basladi. yaninda
büyük bir kutu içinde ne renk oldugu belli olmayan bükülmüs
sikilmis yüzlerce boya tüpleri vardi. hiç bakmadan elini
boyalarin bulundugu karton kutuya daldiriyor, eline aldigi tüpün
rengine aldirmadan resim yapmaya devam ediyordu. ben çok sasirdim;
çünkü ben o zamanlar; degil bakmamak, tüplerin üzerindeki
yazilari bile tek tek okuyordum; benimle alay ediyor sandim ve canim çok
sikildi. Simdi ise bende öyle çalisiyorum; artik renklerin
matematik sifre ile sürülmesi gerekmiyor, ne oldugu belli olmayan
tüp öyle bir yer buluyor ki, legoyu birlestirmis çocuklar
gibi seviniyorum.
Ikinci evrede bir durgunluk ve telas basliyor, çevre sesleri kulagima
geliyor, Radyoda çaliyormus, sinirle radyo boyali ellerle kapatiliyor
ve radyonun o günkü rengi degisiyor. Dua edin ki o sirada telefonla
arayan siz olmayin. Bes dakika ara keske bir sigara içebilsem ikilemi.
Sanki resim karsinizda bir kirmizi sal; sizde bir bogasiniz.
Üçüncü
evre basliyor; mutlaka galip çikmalisiniz; yoksa bütün
malzeme hayallerle birlikte atilacak. Sakin olmaliyim diyerek tekrar basliyorsunuz;
tam o arada bir renk veya desen sizi kamçiliyor ve soluksuz hamleler
yapip resmin sonunu görebiliyorsunuz; ama ulasamiyorsunuz. hep bu
devinim böyle devam ediyor. Bu arada yere düsen tüpler
eziliyor, üzerinde farkinda olmadan gezinildigi için yerler
boya içinde ama sanki bir tablo.
Resim
karsisina geçip bir daha bakmak çok güzel bir an keske
biri yaninizda durup onu elinizden kurtarabilse...
Resim
dostlarina güzel ve renkli günler dilerim. Hosçakalin.
MN.Çiftçi
|